Herkesi şaşkınlıkla sarsan vahşi bir cinayet işlenmişti. Çok geçmeden katil bulunup yakalandı da. Ancak Efendi Gece, nişanlısını öldüren adamın gırtlağını öyle kolayca bırakmaya hiç niyetli değildi. Bir söz verdi.
"Kanından kim varsa öldüğünü görmeden sana ölüm yok, Avcı."
Verilen sözlerden, dökülen kanlardan bihaber Miray'ın tek derdi ise ayın sonunu getirebilmekti. Ödenmemiş faturalarının yanında bir de, bir cinayetin bedelini ödemek zorunda olduğunu öğrenince bahtsızlığına kahretti. Onu avlamak isteyen kişinin, en kudretli iblisleri bile karşısında titreten Büyücü Gece olduğunu öğrendiğindeyse 'yeryüzündeki en şansız kişi' tacını taşıdığına artık emindi.
Yine de kolay yutulur bir lokma olmadığını herkese, en çok da bu gıcık büyücüye göstermeye kararlıydı. Savaşsa savaş, inatsa inattı.
Ve böylece sırlar ortaya dökülecek, oyunlar bozulacak, suskun niyetler dile gelecekti.
Ancak kimsenin öngöremediği asıl şey bambaşkaydı.
Yüzyıllardır süren kapkaranlık bir gecenin içinde gümüşi bir ay parlamaya başlamıştı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder